Ana Sayfa / Toplantılar / Üsküdar Toplantısı (4)

 

“ÜSKÜDAR ANAYASA TARTIŞIYOR” PANELİNE YOĞUN KATILIM OLDU

Önce Demokrasi Girişimi tarafından, “Üsküdar Anayasa tartışıyor” konulu panel düzenlendi.

Önce Demokrasi Girişimi’nin, ANAYASA-DER, TÜKODER ve EĞİTİM-İŞ’in de desteğiyle 10 Ağustos’ta Üsküdar’da düzenlediği panelde, akademisyenler, hukukçular, öğrenciler ve vatandaşların katılımıyla anayasa tartışıldı. Panelin açış konuşmasını yapan Avukat Onur Cingil, anayasa konusunun “banayasa” olmaktan kurtarılması gerektiğini belirtti. Gündeme ilişkin düşüncelerini paylaşan Cingil, “Hukukun askıya alındığı, demokratik kitle örgütlerinin, basının susturulduğu zaman herkesin zarar gördüğüne hep beraber tanık olduk. Bizler kandırılmadık, halkımızın kanmaması için elimizden geleni yapıyoruz. Demokratik, laik, hukuk devletinin üstünlüğüne inanan bizler olağanüstü şartların yine hukukla aşılması gerektiğine inanıyoruz. Temel hukuktan demokrasiden sapmamak gerek, laiklik sadece içi boşaltılan bir kavram olmamalı. Yaşadığımız son olaylar bize laikliğin, hukuk devletinin ve parlamenter rejimin değerini gösterdi.” dedi. Cingil’in ardından Önce Demokrasi Girişimi adına yazar Ayşegül Devecioğlu “Önce Demokrasi” çağrısı yaptı.

Panelde daha sonra, “Anayasaya Genç Bakış” başlığı altında, gençlerin yeni bir anayasadan beklentilerinin ne olduğu konusundaki araştırmalarının sonuçlarını bir sunumla paylaştılar. Marmara Üniversitesi’nden Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, devlet nedir, hukuk devletinde erkler nelerden oluşur ve sorumlulukları nelerdir, ülke-toplum ve devlet ilişkisi konularında bilgi verdi. Prof. Dr. Kaboğlu, şunları kaydetti: “Anayasa hava, su, gıda kadar önemlidir. Ekolojik denge ve sürdürülebilir çevre Anayasa tarafından düzenlenmeli, koruma ve güvence altına alınmalıdır. Devlet anayasa ile doğar ve anayasa ile yaşar. Nitelikli ve sağlıklı bir anayasa, sadece bugünkü kuşakların sorunu değildir, gelecek kuşakları da ilgilendirir. Çevresel demokrasi, demokratik toplum ve demokratik devlet eksikliklerimizin ne kadarı yürürlükteki Anayasa’dan, ne kadarı yasalar ve uygulamalardan kaynaklanıyor? Çözüm ise doğru bilgilenmek ve yeni anayasa için seçenekler üretmektir. Yasama kuralları kanunları koyar, yürütme uygulama yapar, yargı ise denetleme yapar. Ancak böyle bir devlet yapısında hak ve özgürlükler garanti altına alınabilir. Bu ayaklardan biri yanlış çalışırsa tüm mekanizma bozulur. Anayasa’nın defalarca değiştiğini de hatırlatmalıyım.”

Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Abdullah Sezer ise, yeni anayasanın tüm sorunlara çare olmadığını söyledi. Anayasanın nasıl yapılması gerektiği üzerinde duran Sezer, “Yeni anayasa yapıldığında ihracat 900 milyar olmayacak.” dedi. Olağan koşullarda anayasa yapılmasının üç günlük bir mesele olmadığını anlatan Doç. Dr. Sezer, “Normal zamanlarda da yeni anayasa yapılır, bizde hep farklı dönemlerde yapılan anayasalar var. Bu üç günlük bir mesele değil yıllar sürebilir. Nepal 2006’da başladı hala sürüyor. Nijer’de futbol sahasında toplanıyorlar, Çad’da komisyonlarda, Güney Afrika’da kum saati modeli ile İzlanda’da sosyal medya üzerinden önerilerle, Nepal’de tematik komitelerle 43 komisyonda 430 üye ile çalışıp yeni anayasa yapıyorlar. Temel mesele yeni anayasayı komisyonlar mı, uzmanlar mı, yoksa meclis komisyonu mu yapsın. 2007, 2011’de 12 kişilik meclis komisyonu çeşitli çalışmalar yaptı. 12 erkek bir kadın üyesi vardı bu komisyonun. Profesörler grubu yapsın diyen bir görüş de var. Yeni Anayasa konusunda ne kadar katılım olursa o kadar faydalı olur diye düşünüyorum.” dedi.

Marmara Üniversitesi’nden Yrd. Doç. Dr. Tolga Şirin de konuşmasında şunları kaydetti: “OHAL ile ilgili bilgi vereceğim. Kanun hükmünde kararname nedir, denetlenebilir mi, idam cezası geri gelebilir mi gibi sorularını cevaplamaya çalışacağım. OHAL kemoterapi gibidir, sadece kanser hastasını iyileştirir. Gerekli dozda ölçülü ve yerinde uygulanırsa hayat kurtarır. Ölçüsüz uygulanırsa hastayı kaybedersiniz. OHAL anayasal diktatörlüktür ve belirli bir zamanı bağlar. İdam cezası teknik olarak geri gelemez. Etik olarak da geri gelmesi uygun değildir. 13. protokol imzalandı 47 Konsey üyesinde kalktı. Birleşmiş Milletler 2 nolu protokol imzalandı, ölüm cezası geri gelemez. Daha önce işlenmiş suçlar için geri işlemez. Bunun için anayasa 2. ve 4. maddenin değişmesi gerekir. Ceza ıslah için vardır idam ıslah etse idi Çin, Suudi Arabistan ve İran’da suç oranlarının ciddi anlamda düşük olması gerekirdi. Fakat anlamlı bir istatistiksel farklılık yok suç oranlarında. Kanada, İsveç, Norveç gibi ülkelerde idam olmadığı halde suç oranları düşüktür. Ağırlaştırılmış ömür boyu hapis idama göre daha ağır bir cezadır. Suç ile hukuki mücadele yapılmazsa bu acıları yaratan insanlar kahraman olurlar. Alacakları cezalar yarın öbür gün AİHM’den döner bir de tazminatlar ödemek zorunda kalabiliriz. İdam cezası çıkarsa suçluları geri iade alamayız. Uluslararası hukuka göre, insan hayatının devlet güvencesinde olmadığı ülkelere suçluyu iade etmek mümkün değildir. Hukuka riayet olmalı. İnsan hakları hemen şimdi ve her zaman diyorum.” dedi.

OHAL koşullarına karşın katılımın son derece yoğun olduğu panelin sonunda dinleyicilerin soruları alınırken, panel öncesinde dağıtılan anketler de toplanarak program sona erdirildi.