Ana Sayfa / Toplantılar / İzmir Toplantısı (3)

 

İzmir’de Önce Demokrasi Girişimi’nin çağrısıyla Anayasa değişikliğine dair panel düzenlendi. Değişikliklerin Anayasasızlaştırmaya hizmet ettiğini belirten katılımcılar, yeni Anayasa süreciyle barış talebinin beraber ilerlemesi gerektiğini beyan etti.

Önce Demokrasi İzmir Girişimi, 30 Haziran’da Anayasa hukukçusu Prof. Dr İbrahim Kaboğlu’nun katılımıyla bir panel düzenledi. Yeni anayasa tartışmasının açık ve dürüst yapılmak zorunda olduğunu belirten Kaboğlu, ülkedeki bu ortamda bilgi kirliliği, yol kirliliği ve hedef kirliliğiyle karşı karşıya bulunulduğunu söyledi.

Prof. Kaboğlu, başlattıkları “Önce Demokrasi” hareketi olarak da bu kirliliklere karşı; bilgiyle, yol temizliğiyle ve seçenek sunarak birlikte yol almayı önlerine koyduklarını kaydetti.

“Bu koşullarda Anayasa yapılamaz, önce hukuk ve demokrasi” çağrısıyla başlatılan “Önce Demokrasi” hareketinin İzmir Girişimi, Mimarlar Odası Merkez Konferans Salonu’nda, Anayasa Hukukçusu Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, Anayasa Hukukçusu Yrd.Doç.Dr. Tolga Şirin, Avukat Can Atalay ile Gazeteci-Yazar Feyzi Hepşenkal’ın katıldığı bir panel ve forum düzenledi.

Etkinliğe, Konak Belediye Başkanı Sema Pektaş, CHP İzmir Milletvekili Tacettin Bayır, HDP İzmir Milletvekili Ertuğrul Kürkçü de katıldı.

“Anayasanın temel işlevi; iktidarın sınırlandırılması, temel hakların güvencelenmesi olmalı”

Açılışını Elektrik Mühendisleri Odası eski Şube Başkanı Mustafa Küçük’ün yaptığı etkinlikte, ilk konuşmacı olan Yrd. Doç Dr. Tolga Şirin, anayasa tartışmalarında yaratılan bilgi kirliliğine karşı bir sunum hazırladığını belirtti.

Tolga Şirin “Anayasa; kavramlar, ayrımlar” başlıklı sunumunda, Türkiye’nin anayasalı bir devlet olduğunu ancak anayasal bir devlet olmadığını ifade ederken, anayasanın işlevlerini sıraladı ve anayasanın temel işlevinin “İktidarın sınırlandırılması, temel hakların güvencelenmesi” olması gerektiğini kaydetti.

Erkler ayrılığını da dört başlıkta sıralayan Şirin, bunları; yatay erkler ayrılığı (yargı bağımsızlığı), düşey erkler ayrılığı (yerel yönetimler), zamansal erkler ayrılığı (demokrasi), toplumsal erkler ayrılığı (Örgütlü toplum ve medya) olarak belirtti.

Şirin, başkanlık sisteminin Türkiye’de neden uygun olmadığını da “Tarihsel, istatistiksel, coğrafi, maddi, psikolojik, yapısal” altı maddeyle açıkladı.

Tolga Şirin, ABD’ye ilişkin akademik çevrelerde sık kullanılan “Başkanlık sistemi sayesinde değil, başkanlık sistemine rağmen demokrasiyle yönetilen ülke” ifadesine işaret etti.

“Anayasasızlaştırma oyununu bozmak için yola çıktık”

Prof. Dr İbrahim Kaboğlu, sistem tartışmalarının meşru olduğunu, başkanlığın da tartışılabileceğini ancak bilgi kirliliği yapılarak topluma yanlış sunulmasının, tek yanlı olarak yanlış bilginin topluma şırınga edilmesinin gayri ahlaki olduğunu belirtti.

“Bilgi kirliliği”nin yanısıra “yol kirliliği” de yapıldığını, yürürlükteki anayasaya da saygısızlık edilerek, kazanımlar yok sayılarak, değersizleştirilerek Anayasasızlaştırma sürecine girildiğini, toplumun ihtiyaçları yerine rejim değişikliği hedefiyle “hedef kirliliği” yapıldığını anlatan Kaboğlu, bu üç kirliliğin toplumu boğacağına işaret etti.

Bilgi kirliliğini önlemek için adım attıklarını, birlikte yol temizliği için hareket ettiklerini ve ortaya seçenek sunduklarını anlatan Kaboğlu, İstanbul’dan sonra ilk panel ve forumun İzmir’de düzenlenmesinin ardından da Anadolu’nun birçok yerinde bu konuları tartışacaklarını vurguladı.

Bu arada, bazılarının “Anayasa tartışmasının Külliye’nin bir tuzağı olduğu, kendilerinin de bu tuzağa düştüğü” yorumları yaptığını ifade eden Kaboğlu, şöyle konuştu:

“Biz Külliye’nin tuzağına düşmüyoruz. Anayasasızlaştırma oyununu bozmak için tartışmaları yapmak istiyoruz. Çünkü bilgi, yol ve hedefin kirliliğini dağıtmak istiyoruz.”

“Ülke kabus içinde”

Gazeteci, yazar Feyzi Hepşenkal da ülkenin kabus içinde olduğunu ifade ederek, “Kimse ne olacağını bilmiyor, insanlar olmaz denileni yaşıyor; buna da şaşırıyor” dedi.

Hepşenkal, eskiden kımıl zararlılarına karşı yapılan uyarıları anımsatarak, “şimdi kımıldamama zararlıları olduğunu, sıradan olağan bir süreç yaşanıyormuş gibi davrananlar bulunduğunu” söyledi.

Feyzi Hepşenkal, mümkün olduğu kadar birlikte olmak, onurlu ve dik durmak gerektiğini ifade etti.

Avukat Can Atalay’ın moderatörlüğünde yapılan panelin konuşmacıları arasında duyurulan 24. dönem Milletvekili, Gazeteci Melda Onur ise son anda, rahatsızlığı nedeniyle etkinliğe katılamadı. Onur, gönderdiği mesajda, demokratik değerler etrafında birlikteliğin önemine vurgu yaptı.

Kürkçü:”Demokrasi ile barışı bir arada dikkate almalıyız”

Etkinliğe katılan İzmir milletvekillerinden HDP’li Ertuğrul Kürkçü de yaptığı konuşmada, ülkedeki bu siyasi ve sosyal iklimde bir Anayasa yapılamayacağı düşüncesine katıldığını, toplumda da bu konuda mutabakat olduğunu ifade etti.

Kürkçü, önce demokrasi dendiğinde de derinliği ve kapsamı konusunda konuşmak gerektiğini belirterek, demokrasi ile barışı da birarada dikkate almak gerektiğine işaret etti.

Nasıl bir demokrasi olduğu tanımlandığı, bunun arkasında sosyal güçler konumlandırıldığında nasıl bir anayasa istendiğinin ortaya çıkacağını söyleyen Kürkçü, “demokratik ittifak önceliyorsak mücadele eden politik güçleri değil, sosyal güçleri; kadın, Kürt, Alevi, emekçileri kapsamalıdır” dedi.

Etkinliğin forum bölümünde konuşan CHP İzmir Milletvekili Tacettin Bayır da, toplumun yandaş medya tarafından hipnoz edildiğini, toplumun olan bitene olan duyarlılığının çok az olduğunu belirtti.

“Biat, yalakalık kültürü” oluştuğunu, 2023’de halife ilan etmeyi düşündüklerini ifade eden Bayır, hep birlikte sokağa inmek, faşizme karşı omuz omuza mücadele vermek gerektiğini söyledi.

Bayır, ülkedeki 15 bin hakim, savcının 10 bininin yandaş yapılmaya çalışıldığını da ifade etti.

Etkinliğin forum bölümünde katılımcılar da söz aldı ve konunun uzmanlarına sorular yöneltti.

Akademisyenlerin çoğunluğunda geçen aylarda İstanbul’da başlatılan “Önce Demokrasi” hareketi, demokratik değerler etrafında en geniş birliği inşa etme hedefiyle çalışmalarını, düzenlenen panel ve forumlarla sürdürüyor.

İfade, basın ve örgütlenme özgürlükleri üzerindeki baskılar kaldırılmadan bu ortamda oldu bitti ve dayatma yoluyla anayasa yapma çabasını gayrimeşru bulduğunu belirterek “önce hukuk ve demokrasi” diyen hareket, varolan koşullarda tek yanlı propagandayla yaratılan ve yaratılabilecek bilgi kirliliğiyle mücadeleyi hedefliyor.

“Zaman; hukuku, hakları, eşitliği, laikliği, sosyal devleti, kadın ve LGBTİ haklarını, kent ve doğa haklarını, kapsayıcı bir yurttaşlık temelinde, herkesin ve her kesimin ve özellikle de tüm azınlıkların eşit özgürlüklerini savunma ve koruma zamanıdır” diyen hareket, yayımladığı çağrı metninde şöyle kaydetmişti:

“Bu saik ve öncelikler konusunda hemfikir olan herkesi, her yerde ‘Önce Demokrasi’ forumları ve anayasa kürsüleri oluşturarak ‘bu ortamda anayasa yapılamaz; önce demokrasi’ fikri etrafında en geniş birliği sağlayacak, anayasal dayatma karşısında seçeneksiz olmadığımızı ortaya koyacak demokratik tartışma ve mücadele zeminini yaratmaya ve güçlendirmeye çağırıyoruz.”

“Önce Demokrasi” hareketi, daha önce İstanbul’da, konunun uzmanlarının katılımıyla 1 Haziran ve 11 Haziran’da iki panel ve forum düzenlemişti.